Kıbrıs'ta Azospermi Hastalarında Sperm Donasyonu ile Baba Olmak Mümkün mü?
Azospermi, menide sperm hücresi bulunmaması durumudur. Bu tanı, birçok çift için umut kırıcı görünse de, her zaman “çocuk sahibi olmak imkânsız” anlamına gelmez. Çünkü azosperminin nedeni, tipi ve tedavi seçenekleri kişiden kişiye değişir.
Bazı durumlarda kendi sperm hücreleri testis ya da epididimden elde edilebilirken, bazı durumlarda sperm donasyonu gündeme gelebilir.
Azospermi Nedir?
Azospermi, yapılan semen analizinde sperm hücresi saptanmamasıyla tanımlanır. Bu durum iki ana grupta değerlendirilir:
-
Tıkayıcı azospermi: Sperm üretimi vardır ancak sperm kanallarda bir tıkanıklık nedeniyle meniye ulaşamaz.
-
Tıkayıcı olmayan azospermi: Sperm üretimi ciddi şekilde azalmıştır ya da hiç yoktur.
Bu ayrım, tedavi planı açısından son derece önemlidir. Çünkü bazı hastalarda tüp bebek tedavisi için sperm elde etmek mümkün olabilir.
Her Azospermi Hastasında Donör Sperm Gerekir mi?
Hayır. Azospermi tanısı alan her erkekte doğrudan sperm donasyonuna geçilmez. Öncelikle detaylı bir değerlendirme yapılır. Bu değerlendirmede genellikle:
-
hormon testleri,
-
genetik incelemeler,
-
ultrasonografi,
-
tekrarlanan semen analizleri
uygulanır.
Amaç, sperm üretiminin tamamen mi durduğu yoksa sadece meniye geçişte mi sorun olduğu anlaşılmaktır.
Kendi Spermiyle Baba Olmak Mümkün Olabilir
Bazı azospermi hastalarında testis veya epididimden cerrahi yöntemlerle sperm elde edilebilir. Bu amaçla kullanılan başlıca işlemler şunlardır:
-
micro-TESE
-
TESE
-
PESA
Elde edilen sperm, çoğu zaman mikroenjeksiyon (ICSI) yöntemiyle tüp bebek tedavisinde kullanılır. Yani bazı hastalar, ejakülatta sperm olmasa bile kendi genetik materyalleriyle baba olabilir.
Sperm Donasyonu Ne Zaman Gündeme Gelir?
Eğer yapılan tüm incelemelere rağmen sperm elde edilemezse, bazı ülkelerde sperm donasyonu bir seçenek olarak değerlendirilebilir. Bu yöntemde başka bir donörden alınan sperm hücreleriyle gebelik planlanır.
Sperm donasyonu şu durumlarda düşünülür:
-
ileri derecede sperm üretim bozukluğu,
-
sperm elde edilemeyen ağır azospermi,
-
tekrarlayan başarısız sperm arama girişimleri,
-
genetik açıdan sperm kullanımı uygun olmayan durumlar.
Donör sperm genellikle aşılama veya tüp bebek tedavisinde kullanılır.
Türkiye’de Sperm Donasyonu Yasal mı?
Burada çok önemli bir nokta var: Türkiye’de sperm donasyonu yasal değildir.
Türkiye’de başkasına ait üreme hücrelerinin bağışlanması, kullanılması, saklanması, taşınması ve bu işlemlere aracılık edilmesi yasaktır. Bu nedenle Türkiye’de ruhsatlı merkezlerde donör sperm ile tedavi yapılamaz.
Bu durum, çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin yurt dışındaki seçenekleri araştırmasına neden olabilmektedir. Ancak böyle bir durumda da gidilecek ülkenin:
-
yasal düzenlemeleri,
-
donör anonimliğine ilişkin kuralları,
-
ebeveynlik ve nüfus kaydı uygulamaları,
-
çocuğun ileride bilgiye erişim hakkı
mutlaka dikkatle incelenmelidir.
Babalık Sadece Genetik Bağdan İbaret Değildir
Donör sperm kullanıldığında çocukla genetik bağ donor üzerinden kurulur. Ancak babalık yalnızca genetik bağdan ibaret değildir. Çocuğu büyüten, bakım veren ve ebeveynlik sorumluluğunu üstlenen kişi için babalık sosyal ve duygusal açıdan da güçlü bir anlam taşır.
Bu nedenle sperm donasyonu seçeneği, sadece biyolojik değil, aynı zamanda psikolojik ve hukuki yönleriyle de değerlendirilmelidir.
Sonuç
Azospermi, baba olma ihtimalini tamamen ortadan kaldırmaz. Bazı erkeklerde cerrahi yöntemlerle sperm elde edilip kendi spermleriyle çocuk sahibi olmak mümkün olabilir. Eğer bu mümkün değilse, bazı ülkelerde sperm donasyonu bir seçenek olarak değerlendirilebilir. Ancak Türkiye’de sperm donasyonu yasal olmadığı için bu seçeneğin ülke mevzuatı çerçevesinde ele alınması gerekir.
En doğru yaklaşım, erkek infertilitesi konusunda deneyimli bir üroloji veya androloji uzmanına başvurarak kişiye özel değerlendirme yaptırmaktır.
Kısacası:
Azospermi hastalarında baba olmak bazen kendi sperm hücreleriyle, bazen ise bazı ülkelerde donör sperm ile mümkün olabilir; ancak Türkiye’de donasyon yöntemi uygulanamaz. Fakat Kuzey Kıbrıs'ta bu yöntem yasaldır ve uygulanır.
